19 Nisan 2015 Pazar

Gençlerden Ecdada Mektup (Sarıkamış Harekatının 100.Yılı)


Bir tarihi yazan Sarıkamışlılara...
Ey tüm sözcükleri boğazında ukde misali tutulup da yüreklerini hece hece konuşturanlar. Göğüsleri imanla dolu, gözlerinde okunan bir umut, bilmezken sonu.
Soğuğa meydan okurcasına bir elif gibi dimdik ve vatan uğruna elleri tetikte duranlar. Bembeyaz örtüyle üzerileri örtülmüş yatanlar.Şehadetin sıcaklığıyla bedenleri ısınmış olanlar. Gecenin titreyen sessizliğinden düşmüş düşlerini karlı dağlara yazanlar.
Ağlama Mehmedim!
Kim bunlar?
Sizi bu ayazda hüzün denizinde boğanlar,
Gözlerinizdeki bir damla yaşı karla buluşturanlar,
Bugün üşüyen ellerimle bu satırları kaleme aldıranlar,
Kim bunlar?
Bunu size neden yaptılar?
Susma Mehmedim, konuş.
Biliyorum suskunluklarınızda arıyorsunuz kaybolmuş cevaplarınızı. Uzaklarda bırakmışsınız sımsıcak bakışlarınızı. Yüreğinize hançer misali saplanan bir sızı var. Anladım, bunu size yapanlar artık yoklar.
Gözlerim gözlerinize değdiği anlarda gördüm sizi. Siyah beyaz fotoğraf karelerindeki kahraman yüreklerinizi. O karelerde donmuş olan gözyaşlarınız oldum usulca. Bir an doyasıya içinize çekemediğiniz nefesinizin soğukluğu vurdu yüzüme. Üşüdüm. Sonra derin bir nefes aldım ama o nefesle ısınmaktan kaçındım.Yine dönüp baktım. Sizleri öylece bırakamadım. Donmuş ebediyete uğurlanan bedenleri, hala soğuğa inat bütün sıcaklığıyla çarpan yürekleri bir kenara atamadım.
 Heyhat! Bugün mektup yazmamızı istediler.Bu hazin hikayedeki hiç tanımadığım ama yakınlığını sol yanımda hissettiğim sizlere.Düşündüm önce uzunca bir süre. Yüreğim terk eyledi beni yüreklerinizin peşine. Söyleyin; Sızlamaz mı yürek, tükenmez mi tükenmez denen kalemdeki mürekkep? Bembeyaz sayfalar kar olup yağmaz mı kelimelerin üzerine? Olmaz Mehmed'im! Koskoca tarih beklerken yazılmayı,ben birkaç satırla sonuna koyamam noktayı. Utanırım yazamam sıcak ellerimle bir yiğidin, bir Mehmed'in hayatını. Lal olur dilim, anlatamam. Orada bitmeseydi bu hikaye bugün dilinden sen anlatırdın kurtuluşun anılarını. Ellerinle silerdin dönüşünle akan sevinç gözyaşlarını.
Keşke, o an gelip de yakabilseydim ocağını.Şimdi bu satırları okuyanlar tebessümle ansaydı adını. Ama olmadı. Hüznün yaprakları dökülüyor birer birer sayfamın üzerine. Zaman geçti,adın oldu kahraman. Bugün bir tek annen değil, bir ben değil, kocaman bir millet ağlıyor ardından. Sarıkamış'tayım bu akşam.Yanınızdayım...
Tüm bunlar bir tek kelimeye sığdırılsa da sığmıyor işte."Keşke!" Demekle sönen ocaklar bir daha yanmıyor. Geçmişte kalsa da yaşanılanlar hep bir köşede izi kalıyor.
Her hikayenin bir başı bir de sonu vardır ya da yarım bırakılmıştır. Bu mektupla dokundum yarım kalmış hikayelerinizdeki sımsıcak yüreklerinize. Bir nebze de olsa fısıldadım buralardaki soğuk mu soğuk sessizliğe. Unutmayın, dualardasınız ve hep orada kalacaksınız.

06 Şubat 2015

Nurcan Karadeniz


1 yorum:

Yorum yapmak ve siteye üye olmak isteyenler, Gmail hesabı ile siteye üye olabilir, Sitede yorum bölümünde, “yorumlama biçimi” yazan butondan “Google hesabı” yazanı seçerek yorumunuzu yazabilirsiniz.