11 Mayıs 2012 Cuma

Sustuklarımın Acısını Çıkarırım


Sanma ki göz yumuyorum
Sanma ki yaptıklarını unutuyorum.
Çıkınımdaki her yanlışını bir bir hesaba çekiyorum
Ahım kalmaz yerde canın yandığında bil ki ziyaretim sana…
Sustu yüreğim seninle, içimde bir gül kurudu
Artık gören gözler aşka benzettiğim suretini görmez oldu.
Duyan kulaklar duymaz oldu, bülbülü bile kıskandıran sesini
Çarmıha gerilmiş gibiyim bir taşta sen atıyorsun
Aşka yürüyen ayaklarımın altına
Şimdi git kıyametin olmadan,
Araf'tan sur sesi duyulmadan git.
Ben vazgeçmişsem çoktan gitmişimdir
Ardımda bıraktığım uçurumu doldur doldurabilirsen.
Söz kurşununa dizdim seni
Dize dize öldürüyorum.
Yavaş yavaş düşüyorsun düşlerin olan uçurumumdan
Yalnızlık kuyularında çırpınıyorsun Hz. Yusuf misali
Oysa Hz. Yusuf rüya tabir ederdi görürdü başına gelecek kötülükleri
Sen Hz. Yusuf olamadın, göremedin, hissedemedin ihanetinin bedelini...
Günahlarını sırtına al, kulağında çınlayan sesim de sende kalsın
Bu gece anıları hüzzam makamından çal.
Sana kalanlar yüreğini yakacak alevden kor
Avuçlarının dayanabileceği kadar sar.
Git artık sevgili daha ne kaldı ki aramızda,
Aşk mı, sevda mı yoksa sabır taşı mı?
Ben artık Leyla değilim gönlü kör olana koşamam
Aslı da olamam senin kirlenmiş yüreğini yakamam
Sustuklarımın acısını çıkarmak için sabır taşı olurum ancak
Çatladım senin için kıyamet günü yaklaştı görmüyorsun ey sevgili?
Gurbet oldum sana, müebbet günlerinde için için yansan da
Merhametim yok, affım yok, bu yürekte sana yer yok.
Yalanlarının içinde boğulurken ben üstüne basarak sıratı geçiyorum
Cehennem ateşine odunların kucağımda...

08 Kasım 2011

Efsane Etrafoğulları & Paraf

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yapmak ve siteye üye olmak isteyenler, Gmail hesabı ile siteye üye olabilir, Sitede yorum bölümünde, “yorumlama biçimi” yazan butondan “Google hesabı” yazanı seçerek yorumunuzu yazabilirsiniz.