6 Eylül 2012 Perşembe

Saygıyla

Mevsim yaza dönüyordu
Parkta gezintiye çıkmıştım.
Biraz yürüdükten sonra
Soluk soluğa kaldım.

Çiçekler rengârenk kokuyordu
Fütursuzca uzandım söğüt ağacının gölgesine.
Tam kendimden geçiyordum ki
Ötüşmeleri duyunca irkildim birden,
Sesler hemen yanı başımdaydı.
Serçecikmiş gelen, gagası dopdolu
Yavrular ötüşerek saldırıyordu resmen.
Nefes dahi almadım anneleri korkup kaçar diye
Güzelliği seyre daldım büyük bir keyifle.
Bir müddet sonra sustu yavrular
Karınları doymuştu solucanla.
Annelerin yüreğiydi içimi acıtan
Yavrusundan vazgeçebilir mi hiçbir can?
Zavallı annem geldi aklıma
Beş kardeşi nasıl da zorluklarla büyütmüştü.
Babamı genç yaşta kaybetmiştik
En büyük ablam onüç,
En küçükleri olan ben ise beş yaşındayken.
Annem, gece fabrikada çalışır,
Gündüzleri de temizliğe gider nafakamızı çıkarır,
Yemez, yedirirdi.
Tıpkı yavrusunu doyurmak için
Ölümü bile göze alan kuş misali.
Serçecik, beni nerelere götürdün,
Demek ki hayat bir bütündü.
İster insan olsun, isterse hayvan,
Yoktu anaların birbirinden farkı
Meğer anne olmakmış,
Dişi için yaşamanın yegâne anlamı.
Hayat uzundur sevmesini bilene
Menekşe bile gülümser suyunu verene.
Eğer güzele bakmayı bilmiyorsan
Vefasızlık edip doğayı da kirletme.

06 Eylül 2012

Muzaffer Aytekin / Mirhani & Paraf

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yapmak ve siteye üye olmak isteyenler, Gmail hesabı ile siteye üye olabilir, Sitede yorum bölümünde, “yorumlama biçimi” yazan butondan “Google hesabı” yazanı seçerek yorumunuzu yazabilirsiniz.