28 Mayıs 2015 Perşembe

Hoşgörü

Farklılıkların gürültüye dönüştüğü bir dünyada, sessiz ama en güçlü direniş alanlarından biri hoşgörüdür.

Çoğu zaman pes etmek, kabullenmek ya da görmezden gelmekle karıştırılsa da, gerçek hoşgörü pasif bir duruş değil; aksine yüksek bir zihinsel olgunluk ve cesaret eylemidir.

Kendi doğrularımızın yankı odalarında yaşadığımız bu çağda, empati kurmak zordur. Karşımızdakinin bizimle aynı pencereden bakmasını beklemek son derece insani bir istek gibi görünse de, dünyanın güzelliği tam olarak o pencerelerin farklı manzaralara açılmasında saklıdır.

Anlamak, Hak Vermek Demek Değildir

Hoşgörüye dair en büyük yanılgı, bir başkasının fikrini onaylamak zorunda olduğumuz hissiyatıdır. Oysa hoşgörü, karşındakiyle aynı fikirde olmamak; ancak onun var olma, düşünme ve kendini ifade etme hakkına saygı duymaktır. Bir zihin, bir başkasının doğrusuna alan açabildiği kadar özgürleşir.

  • Sınırları çizebilmektir: Hoşgörü, her şeyi koşulsuz kabul etmek değildir. İnsan onurunu ve özgürlüğünü zedelemeyen her renge yaşam hakkı tanımaktır.

  • İçsel bir esnekliktir: Katı katmanları kırmak, dünyayı tek bir renge boyamaya çalışmaktan vazgeçmektir.

  • İletişimin anahtarıdır: Çatışmanın yerine diyaloğu, öfkenin yerine meramı koyabilme becerisidir.

Köprüleri Kurmak

Günün sonunda, başkalarına gösterdiğimiz hoşgörünün tavanı, aslında kendimize gösterdiğimiz hoşgörü kadardır. Kendi kusurlarımızla barışabildiğimiz ölçüde başkalarının eksikliklerine göz yumabiliriz. Başka zihinlere alan açmak, kendi zihnimizi genişletmenin tek yoludur. Ötekini anlamak için attığımız her adım, bizi insan kılan o ortak zemine biraz daha yaklaştırır.

Siz gündelik hayatınızda en çok hangi durumlarda hoşgörü göstermekte zorlanıyorsunuz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yapmak ve siteye üye olmak isteyenler, Gmail hesabı ile siteye üye olabilir, Sitede yorum bölümünde, “yorumlama biçimi” yazan butondan “Google hesabı” yazanı seçerek yorumunuzu yazabilirsiniz.