Bir tek biz vardık benim bulunduğum şehirde
Ve öylesine talan ederdik ki içimizdeki sevdayı bulabilmek için
Arap Şükrü sokağını geçer içerdik sarhoş oluncaya dek
Naralarımız, kahkahalarımız bu şehri çınlatırdı
Ve yok olurdun ben ise
Esir düşmüş Nazım Hikmet misali sana mektuplar, şiirler yazardım
İlk karısı Ayşe olurdun masum bir sevda yaşanırdı.
Mehmed'i görürdüm gözlerinde, ellerinde kokusunu duyardım
Hazin bir hürriyet oluşurdu yollarda
Senin sesini dinlerdim artık Moskova'dan Varna'dan Belgrat'tan
Ağlayan bir anne olurdun içimi sızlatan veya cilveli bir kadın
Eşsiz memleketimin kadın dilinde Beste'm olurdun ve
Acılarımızla güfteleşirdik
Tüm şiirler senin için yazılırdı artık
Çünkü esir düşmüş benliğimin tek özgür yanıydın
Bakardım gözlerine kış güneşini görürdüm, üşürdüm.
Dokunurdum ellerine yasaklanmış düşünceme dokunur gibi
Severdim seni memleketimden bir bir tutam sevdamdın
Ve
Esir düştüm senin yüreğinde
Bir hazin hürriyet isterim şiirlerimde
Evliyalar dile gelir Alperenler savaş meydanında cenkte
Mevlit tekrar yazılır, tekrar okunur içimde
Bir gölge oyunu oluşur yüreğimde
İzlerim seni
İzlerim Bursa Kalesinde...
12 Mayıs 2011
Efsane Etrafoğulları
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yapmak ve siteye üye olmak isteyenler, Gmail hesabı ile siteye üye olabilir, Sitede yorum bölümünde, “yorumlama biçimi” yazan butondan “Google hesabı” yazanı seçerek yorumunuzu yazabilirsiniz.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.