17 Temmuz 2015 Cuma

Bayram Mesajı

1965 senesiydi. İşe gireli henüz iki hafta olmuştu. Bir genel müdürlükte, özel kalem müdürünün yardımcısıydım. Bayrama on gün kala, müdürüm hastalandı ve rapor aldı. Ertesi gün, genel müdür, beni odasına çağırdı.

Buyrun efendim.
Tebrik kartları hazır mı evladım?
Hangi tebrik kartları efendim?
Eyvahlar olsun, Şükrü sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartı göndermeli. Şimdiye çoktan postaya vermiş olmamız gerekirdi.
Hiç haberim olmadı efendim
Hemen, hemen hemen ! Yarına istiyorum üç bin adet kartı sabaha kadar yaz ve postaya ver.
Emredersiniz efendim! dedim ve odadan çıktım. Ancak üç bin adet bayram tebrik kartını tek tek nasıl yazacağım
Genel müdür, kartların çini mürekkeple ve güzel bir yazıyla yazılmasını isterdi. Üç bin adet kartın iki bin tanesi makamca kendinden aşağıda olanlara şu şekilde yazacaktım:
Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.
Kalan bin tanesi de, daha üst makamdakilere:
Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim. şeklinde yazılacaktı
Hiç vakit geçirmeden masamın başına geçip kolları sıvadım. Önümde davetiyelerden oluşan irili ufaklı pek çok dağ duruyordu. Ben mesaim bitiyor, az sonra çıkar evime giderim derken, sabaha kadar burada kalıp üçbin kartı yazmak zorunda kaldım. Sızlanmanın faydası yok, işe başlayım:
Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.
Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.
5,10,20,50,100, 750,875. Yazıyorum yazıyorum bitmiyor. Vakit gece yarısını geçti gitti bana öyle bir sıkıntı bastı ki, tarif edemem. Yazıyorum, yazıyorum, yazıyorum bitmiyor.
En nihayetinde alt makam kartları bitti ama ben de bittim. Şafak sökmek üzereydi. İşi biten kartları masamın üzerinden alıp başka bir yere koydum.
Ama önümde hâlâ bin adetlik bir kart yığını durmaktaydı. Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederime başladım..
Durmadan yazıyordum. Göz kapaklarIm öyle ağırlaşmıştı ki, gözlerimi açık tutmam her bir karttan sonra daha da zor bir hale gelmişti. Resmen işkence çekiyordum.
125,279,400, 689. yazdım yazdım yazdım. Bir vakit sonra, artık ben kaleme değil o bana hakim olmaya başladı. Ama hâlâ yazıyordum:
Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.
Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.
Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken…
Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim…
Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim…
Önce bayramınızı eder, sonra eşinizle Niyazi’ye başarılı günler dilerim…
Sizin de eşinizin de Niyazi’nin de bayramını saygıyla eder, sıhhat dilerim..
Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi’ye başarılar diler aynı zamanda ederim.
Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi’nin gözlerinden öperim.
Sizin de, eşinizin de, Niyazi’nin de, bayramını da, tatilini de, gelmişini de, geçmişini de.. saygıyla ederim.
Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı:
Aferin dedi. Bitirmen iyi olmuş. Hemen postalayın!
Hemen postaladık.
Üç gün sonra da önce bizim genel müdürü, ardından bendenizi postaladılar.

Aziz Nesin

3 yorum:

  1. Aziz Nesin'in güzel eserlerinden biridir. İlk duyduğumda gülmekten gözlerimden yaşlar geldiğini hiç unutamam. Arada gülmek isteyince de okurdum. Teşekkürler Üstadım.

    Herkesin bayramı, bayram gibi olsun İnşallah.

    Hürmetler.

    YanıtlayınSil
  2. İlk defa okudum ve şuan yüzümde tuhaf bir gülümseme meydana geldi.Paraf'ın dediği kadar var yani.

    Paylaştığınız için teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
  3. Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz
    kalınca anlar insan...
    Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;
    sevmeninkini yalnızlık...
    Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.
    Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni
    kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...
    Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
    Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir
    ilişkiyi bitirmek de öyle...
    En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini
    bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara
    düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.
    Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede
    üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle
    okşayan anne bayramdır.
    "Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır.
    Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram...
    Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış
    ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son
    taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.
    Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda
    karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi,
    nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
    Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta
    ölebilmek bayram..
    Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
    Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.
    Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.
    Her gününüz bayram olsun.

    Can Yücel

    YanıtlayınSil

Yorum yapmak ve siteye üye olmak isteyenler, Gmail hesabı ile siteye üye olabilir, Sitede yorum bölümünde, “yorumlama biçimi” yazan butondan “Google hesabı” yazanı seçerek yorumunuzu yazabilirsiniz.